Ayfer's profileAYISIGI SOHBETLERİPhotosBlogLists Tools Help

Blog


    30 July

    Giderken Kokunu Unutmasaydın Keşke [1.şiir]

    Senin aşkın yok artık bu şehirde
    Güneş her gün doğuyor
    Ay gülümsüyorsa da  geceleri !
    Hele kuşların cıvıldamasına aldanma
    Seni anlatmıyor cıvıldaşmaları, senle titremiyor kanatları
    Şehir kalabalık ben tek başımayım yine...
    Yollar, sana çıkmıyor, seni göstermiyor yön tabelalarım. 
    Şehrin boynunda iki kolye ama senin resmin yok göğsünde.
    Misler gibi çam kokusu hakim caddelere 
    Giderken, giderken kokunu unutmasaydın keşke...

                                                           Ayfer ERDOĞAN

     


    29 July

    İZMİRSİZ SABAHLAR

     
    Bedenin  İstanbuldayken
    Ruhun  başka şehirde...
    Çıtır gevrek boyoz! sesleriyle gülümsemek varken
    Simit poğaça!  sesiyle uyanmak niye?
    Haydi açıl gözlerim direnme.
    Uyum sağla gurbete yüreğim
    Ee bu da senin kadife kelepçeli, zorunlu müebbetin!!!
     
                                                           Ayfer ERDOĞAN

    BU YAZ

    Bir yaz elbisesi giydim üstüme
    Attım yüreğimden tüm  kalıntıları
    Bir yaz sıcaklığı değdi  tenime
    Eritti saklanan tüm acıları
    Aktı gözlerimin tebessümlerinden
    Yanaklarımda çukurlar oluşturdu yıllanmışlıkları.
    Bir yaz elbisesi giydim üstüme
    Yaşamanın esintisi saçlarıma ,
    Hafiflemenin huzuru ruhuma değdi...
    Bir yaz elbisesi...
    Bir huzur...
    Bu yaz cana değdi.
     
            Ayfer ERDOĞAN

    ÇİZGİMİZ ELİMİZDE YAŞIYORUZ

                    Merhaba,
     
                   Yaşadıklarımız kader mi  , yoksa seçimlerimiz mi? Hiç düşündünüz mü dostlar.
                   Şu anda kulaklığımda Işın Karaca  ''çizgin elinde yürüyorsun'' diyor. Evet çizgimiz var ama  yine de yönlendirmek bizim seçimimiz.Şu ya da bu şekilde geliştirip sonuçlandıran ya da  yarım bırakan biziz olayları.Herkesin acı , mutlu olma , esaret , cesaret ya da hüzün eşiği farklı. O yüzden her birimiz kendi sınırlarımız , bir anlamda yüzölçümümüz neye , ne- nereye kadar izin veriyorsa onu  oluşturup nasıl rahat ediyorsak öyle yönlendiriyoruz hayatımızı.Yani seçimlerimizi yaşıyoruz  ve kimsenin kimseyi şunu yap şunu yapma diye yönlendirmeye hakkı yok .Çünkü  konu yaşam  olduğunda bir tek doğru yok. Herkes  kendi doğrusunu buluyor sonuçta...
                    Unutmuyorum, yıllar önce bir arkadaşım gözyaşları içinde bana gelip''bu insanlar benden ben olmamamı bekliyorlar, onların istediklerini yaparsam ben kalamam ki'' demişti. O'na '' hayat senin , nasıl rahat ediyorsan öyle davran '' demiştim. Öyle de yaptı. Kısacık ömrünü huzurla ,kendi istediği biçimde ve rahat yaşadı, yirmili yaşların sonunda da göçtü gitti kanser yüzünden...  Yine unutmuyorum  yıllar önce bir gün şöyle demiştim büyük bir acının ardından hayata tutunmaya çalışırken''ben ölümle ve onun getirdiği acıyla başedebilirim ama şu insanlar olmasa...'' 
                   Unutmayalım, herkes  önce  kendine aittir ve hayatı da onundur.Kimsenin kimseye bir şeyleri  dayatma hakkı yoktur..Hepinize kendi yüzölçümünüzde mutlu bir yaşam diliyorum dostlarım...
                                                                                                        Ayfer ERDOĞAN
                        
                   
    16 July

    İKİ ŞEHİR İKİ KADIN

                 Merhaba ,
     
                 Yaşamımızda iki  özel  şehir var dostlar. Bana göre ikisi de vazgeçilmez tapılası kadınlar ama birbirinden çok farklı özelliklere sahipler.
                 İstanbul; cilveli , pahalı zevkleri olan , çok alımlı bir o kadar da yorucu bir kadın. Ne  tam mutlu olabiliyorsunuz onunla ne de tam mutsuz. Öylesine güzel ki vazgeçemiyor çekip gidemiyorsunuz onun yüreğinden. Size yapmadığı eziyet kalmıyor, her gün yeni ve yeniden başlıyor yorucu yorucu kaprisleri. Bir köşesinden başka bir yerine bakmak istiyorsunuz : önce trafik yoğunluğuyla, yollarıyla bağlıyor ayağınızı. Ama İstanbulda yaşayanların garip bir dirençleri var tüm zorluklara rağmen İstanbul'u yaşamak için gayret ediyorlar biraz eksik çokça yorgun yine de başarıyorlar bu güzel kadınla yaşamayı...
                İzmir; daha  sakin bir yaradılışa sahip. İstanbul kadar alımlı değil ama insana huzur veren bir güzelliği var. İzmir'in kucağında değil yüreğinde yaşıyorsunuz birlikteliğinizi. Sizi sarıveriyor tüm sevgisiyle öyle yormak yıpratmak peşinde değil . Ne isterseniz  nereye gitmek isterseniz serbest bırakıyor.''Hayat çok kısa , üzülmene yorulmana gerek yok '' diyor. ''Gün yirmi dört saat ve hepsi sana ait istediğini yaşamakta özgürsün.''  Yola çıktığın duyguyla   ve enerjiyle  ulaşıyorsun gitmek istediğin yere. İstanbuldaki gibi gülümseyerek evden çıkıp bitmiş halde ulaşmıyorsun, çok istediğin şeyleri bile başağrısı eşliğinde yaşamak zorunda kalmıyorsun yani.
               Evet, İstanbul'un bunca şımarık ve kaprisli olmasının, eşsiz güzelliği, pahalı zevkleri ve üstünde taşıdığı mücevherleriyle de ilgisi var tabii..Tarihî ,antik mücevherlere çok düşkün biliyorsunuz. Dünyanın en değerli boynuna (boğazın duru maviliği) taktığı iki inci kolyesine (köprüleri), sayısız elmaslarına(saraylar ve tarihin emanetleri) ,zümrütlerine (koruları ,bahçeleri,çeşitli ağaçları) sahip ve ne kadar alımlı , vazgeçilmez olduğunun farkında...
             İzmir ise sadeliğin duruluğun peşinde. Onun için güzellik pahalı takılarla, sevenlerinin uğrunda ödediği bedellerle ilgili değil. O , saçlarına taktığı yaseminlerin, hanımellerinin, akşam sefalarının süsü ve kokusuyla yetinen, kendiyle barışık, kim olduğunun farkında , iddiasız , mütevazi ama çok güzel bir kadın. Ve biliyor ki yormadığı , kapris yapmadığı aksine huzur verdiği için sevenleri ondan asla vazgeçemiyor. Yani asıl güzelliği ruhundan yaydığı olumlu enerjiyle çoğalıyor ve onu tanıyıp yaşama şansı bulanları ona sonsuz bir bağla sımsıkı bağlıyor.
            Gündüzleri de geceleri de bambaşka özellikte bu iki şehrin; İstanbul, gün geceye kavuşunca Ay ışığında bembeyaz pırlantalarıyla  ortaya çıkarken; İzmir sarı altın gerdanlığıyla gülümsüyor etrafına. (İstanbul'un ışıkları beyaz yanarken , İzmir'in ışıkları sarı yanıyor akşam olunca) 
           İki şehir, iki güzel kadın ...İkisi de çok özel , ikisi de vazgeçilmez. İkisi de yüreklere sevda dolduran, tutkuyla kendilerine bağlayan, kavuşunca gülümseten , uzak düşünce hasretle kavuran iki sevgili ... Anadolumuzun  cennet güzelliğini almış iki  güzel kızı ...
          Dileğim sevdalandığımız bu güzelliklerden hiç uzak kalmayalım. Sevgilimiz hangisiyse sarsın sarmalasın bizi her zaman.... Bizler de onların değerini bilip özenle korumayı, elimizdeki güzellikleri çoğaltmayı bilelim dostlar...Sevgilerimle
                                                           Ayfer ERDOĞAN 
                      
    15 July

    Merhaba Egemin Güzellikleri

                          Merhaba,
     
                          Dört yılın ardından  ruhumu gülümseten güzelliklerle  tekrar  birarada olmak çok keyifli dostlar.
                          Bir haftadır Karşıyaka'da günün vedasını  seyrediyorum ama  daha güzeli bu hafta Ay daha mı hoş gülümsüyor gökyüzünde bana mı öyle geliyor bilmiyorum , Ay'ı seyretmeye doyamıyorum. O da  sevdiklerine muzipçe oyunlar yapan çocuklar gibi bazen  dağları siper ediyor yüzünün yarısına sadece üst kısmıyla cee dercesine bakıyor İzmir'e ve bu güzelliği ölümsüzleştirmek için sahilde fotoğraf çekenlere,  bazen  de kocaman bir tepsi gibi gülüyor tüm güzelliğiyle denize. Bazı akşamlar kıpkırmızı başlıyor geceye sonra aydınlanıp apak ,dupduru  salınıyor göklerde.
                        İki gün önce Çeşmedeydim, yeşil mavi  sularda yine güneşle  ve ilerleyen saatlerde ayla şakalaştık. Dün Urla'da denize yüksekten bakan kocaman bir balkonda uzaklardan Karşıyaka'nın ışıkları göz kırpıyordu bana. Ve her haliyle her şekliyle Ege'nin huzur veren güzelliklerine bıraktım ruhumu, doğanın cıvıltısına, renk cümbüşüne  uygun iç müziğimin eşliğinde  demlendi durdu  yüreğim..
                      '' Merhaba  şehrim, merhaba Ege'min güzellikleri ! '' dedim içimden , sevdamız hiç bitmesin...
     
                                                                      Ayfer ERDOĞAN
    11 July

    İzmirimdeyim:)

                   Merhaba,
     
                   İnsanlar şu veya bu nedenle ait oldukları şehirlerden hatta bazen kişilerden çok uzaklarda yaşamak durumunda kalıyorlar dostlar.Ben de İzmirimden uzaklarda yaşıyorum on yıldır.Öylesine özlüyorum ki sormayın.
                   Dört yıldır görememiştim ve yüreğim ağrıyordu hasretin ağırlığından artık..
    Şu an İzmirimdeyim , daha özeli Karşıyakamdayım ve  ruhum nihayet huzurla gülümsüyor şimdi.Bir aylığına da olsa bu huzurlu mutluluğu yaşamak çok keyifli.
                  Dün gece Karşıyaka sahilinde  Ay'ın denizle cilveleşmesinin  pırıltısını seyrederek yürüdüm. Mis gibi yasemin ve hanımeli kokusuyla Karşıyaka'mla kucaklaşıp hasret giderdim...
                  Ait olmak  , burası benim , ben buraya aitim diyebildiğimiz yerde yaşamak son derece huzur veren bir duygu..
                  Dilerim bu bir ay  hızla tükenmez. Ve dilerim sizler hiç hasret çekmezsiniz..
                  Sevgilerimle..                           
                                                                     Ayfer ERDOĞAN
    01 July

    YİNE BİR TEMMUZ

                                Merhaba,
     
                               Hayatımızda bazı  aylar vardır,   hem güzelliği  hem hüznü düğümler yüreklerimize.
                               Temmuz ayı  da benim için böyle bir anlam taşıyor dostlar.En derin acılarımın , en güzel  sevinçlerimin ayıdır Temmuz . Her yıl , Temmuz ayı başladığında  karışır , çalkalanır durur  yüreciğim. Annemi babamı  genç kızlığımın  en güzel  döneminde  trafik kazasında  kaybedip hayatla  beklemediğim bir şekilde  yumruk yumruğa   mücadeleye başladığım  ,  yıllar sonra  evlendiğim  , küçük kızımı kucağıma alıp  ikinci kez anne olmanın mutluluğunu yaşadığım  zamanlar takvimler hep Temmuz'u gösteriyordu.....
                               Yani bende Temmuz demek , ruhumun karmakarışık olması demektir yirmi yedi yıldır.Ve tatildir bu dönem..Çalışarak avunamadığınız,  ailece gezip, sözde eğlendiğiniz bir zaman aralığıdır ayrıca.  İnsan ne garip ne inanılmaz bir donanıma sahip ki, bir yanı ağlarken bir yanıyla gülüp eğlenebiliyor  , hayatın dayattıklarına rağmen.
                               Şimdi de bir finali yaşıyorum Temmuz'la.Büyük bir zevkle  ve keyifle  yirmi yıldır öğrencilerime günaydın deyip yürek yüreğe yaşadığım öğretmenlikten emekli oluyorum. Yine Temmuz ve yine birşeyler değişiyor hayatımda.
                               Ee gel bakalım Temmuz ayı  ama  ne olur  bu sefer çıkınında  çokça mutlulukla gel ki seni atlatmam daha kolay olsun..
                                Temmuz'un    gülen yüzünü  , huzurla mutlulukla  yaşamanız dileğimle..Sevgiler
                                                                                                                              
                                                                                                                                     Ayfer ERDOĞAN

    BİR MERHABA DEMEDEN GİTMELER NEDEN?

                     Merhaba Sevgili Ziyaretçim,
     
                     Yine bazılarınız  gözünüzün ucuyla şöyle bir bakıp , bazılarınız uzun uzun okuyup ama çoğunuz  sessizce  gitmişsiniz sayfamdan.
                     Siz en son ne zaman  bir dost selamından vazgeçtiniz  ya da bir iki dost cümleyle  sevindirmeyi bıraktınız bilmiyorum ama  istatistikten gördüğüm kadarıyla  sayfamı günde en az elli  kişi ziyaret ediyor ama sessizce çıkıp gidiyorsunuz ya  üzülüyorum   çünkü ben  halâ  selam almak , selam vermek , sıcacık bir merhabayla yürek çoğaltmanın olumlu etkisini  önemsiyorum . 
                     Benden size kocaman sıcacık bir MERHABAAA  ve sayfama  hoşgelmişsiniz  umarım  hoş duygularla  ayrılıyorsunuzdur..Hadii üşenmeyin bir selam da siz bırakın lütfen..
                                                                                  Ayışığı